Bir kavgadır Yaşamak; alabildiğine uzun, alabildiğine kısa, alabildiğine boş, alabildiğine dolu, alabildiğine mutlu, alabildiğine mutsuz, yaşamak. Nefes alıp vermenin her haline yaşamak denmiş. Öyle ya da böyle hareket edebilmek yeterliymiş yaşamaya. Ne bir amaç, ne bir umut gerekiyormuş. Tanımlamış yaşamayı ve hava demiş gerekli bana. Gerisi hem palavra, hem angarya.
Yaşamanın her teline dokunulmalıymış oysa. Her telden ayrı bir ton, her telden ayrı bir ses duymalıymış.
Yaşamak; demiş bir şair, sevgilinin gözlerine bakmaktır, kendini onda bulmaktır. Ne sevgilinin gözüne bakmayı, ne de kendini onda bulmayı başarabilmiş. Ne yana baksa bir engel, ne yana dönse hayatına bir erteleme görmüş.
Günler geçiyormuş sonra hiç yaşamamışcasına. Hep istiyormuş oysa yaşamayı. Özgür, mutlu, umutlu ve namuslu. Ama olmamış. Ne bir dost, ne bir sevgili olmuş yanında. Aşkın her türlüsünü tatmak istemiş ama.
Hep unutmuş hep unutmuş sonra. Unuttuğu yaşamak istedikleriymiş. Bir gülün kokusunu, bir kuşun sesini, bir dostun sıcaklığını, bir babanın şefkatini unutmuş.
Çözülmüş şifresi artık yaşamanın çözülmüş en derin duyguların kilidi. Yaşamak kolaymış artık adını koymuş bu fırtınanın, unutmak demiş. Her bir arzusunda bir fırtına koparmış yüreğinde. Batırıvermiş tüm gemileri tüm umutları, unutmanın sayesinde. Ve adını vermiş yaşamanın "bir hüzündür yaşamak" demiş. Öyle çaresiz, öyle yorgun, öyle hazin bir sesle.
Ne kadar yaşayabiliyoruz bu günleri ne kadar düşünebiliyoruz yarınları ve yarım kalan hayalleri.
Filozof, bana para vermeyin hayallerimi verin dememişmiydi.Hayal kurmanın bile günümüzde parayla olduğunu nerden bilsin filozof.Yaşamak ama nasıl yaşamak kendisiyle barışık yaşamakmı yoksa yarım kalanhayallerle yaşamakmı.
Yaşamak bir hüzündür aslında yaşamak bir başarıdır yada yarım kalan hayellerle geçmişe bir ah çekmektir yada bir kavgadır kendimce.
Yarınlarınız hep başarı olsun hiçbir hayaliniz yarım kalmasın dostlarım.Kavgasız ve dostça.
Sinan İLGAR