İnadına üçüncü köprü, İnadına daha çok özel araba, İnadına daha çok petrol ürünü tüketimi ve inadına daha çok Hava ..
İnadına üçüncü köprü, İnadına daha çok özel araba, İnadına daha çok petrol ürünü tüketimi ve inadına daha çok Hava kirliliği,
İnadına yok edilmek istenen İstanbul’un ciğerleri orman alanlarımız.
Ve inadına yaratılan bir kanserojen ölüm şehri(!)
İstanbul.
İstanbul’da İnadına yaşatılıyor ve yaşıyoruz…
İnadına bizi yöneten yöneticilere katlanmak zorunda kalıyoruz…
Bilincimiz körelmiş düşünemiyoruz.
‘’Ben artık böyle yöneticiler görmek istemiyorum.’’ diyebilecek medeni cesareti kendinde görebileceklerimiz olsa da faydasız artık.
Toplum olarak kazık yemeye alışmışız bir kere... Gelen dürtüyor, giden dürtüyor…
Hem de inadına(!)
Her görüşe, her tecrübeye, her bilimsel veriye kulağını tıkayan insanları yönetici sıfatıyla adlandırmak çok ağırımıza gitse de inadına güdülmeye rıza gösteren bir toplum yapısı ile karşı karşıyayız.
İnadına koyun olmaktayız… Koyun olmak ağırıma gidiyor(!)
Şehir plancıları, mimarlar ‘’3. köprü de ileride tıkanmaya başlayacak, üstelik daha şimdiden Mafya tarafından rant kapısı olmaya fırsat kollanıyor… İstanbul’un akciğerleri de elden gidiyor.’’ Diye bas bas bağırıyorken, bazıları çıkmış inadına; ‘’bu tartışmalar gereksiz.’’ Deyip mafyaya prim veriyor!
Koyun yerine koyulmak çok ağırıma gidiyor çok…
Tamam, belki ulaşım yolları yetersizdir,
Çok doğru insanlar otobüslerde, yollarda helak oluyorlar… O zaman denizin altından 5 tane daha raylı sistem yapın! Maliyetini de karşılayacaksınız, eğer ‘’ben devletim’’ diyorsanız...
İstanbul’da yaşayanlar bilirler o her gün sabah akşam 3–4 saat tıkanan köprülerdeki otomobillerin %80-90’ının içinde sadece 1, bilemedin 2 kişi olduğunu görürüz… O tıkanıklıkta 1000 otomobil varsa, içinde 1500–3000 kişi arasında insan var demektir. Oysa o kadar insanı, iki adet metro treni, 15 dakika içinde bir kıtadan diğerine taşıyabilir!
Ama millet otomobillerini kullanacak ki benzin tüketilsin,
Arabalar eskiyecek ki otomobil tüketilsin... Lastik yıpransın bir yandan… Bir yandan büyük sermayeye rant sağlanırken diğer taraftan canlı yaşam felç olsun(!)
OECD ülkelerine sömürülecek halk lazım, işte o da bizim halkımız(!)
Oysa nerede o düşünce ve nerede o devlet ki, belediyeler, yöneticiler kâr amacı, rant kaygısı gütmesinler ve biz de çok daha çağdaş bir hayatı yaşayalım!
Oysa nerde o düşünce. Beşikten mezara inadına çile, inadına erken ölüm(!)
Ve inadına bir ömür boyu sömürü çarkında ezilmek olduğundan bizde inadına yazdık